leylakeser

Bilişim hukuku konusunda Türkiye’nin en önemli uzmanlarından biri olan Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Yard.Doç.Dr.Leyla Keser Berber ile İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerinden Ilgaz Yaras bir röportaj gerçekleştirerek sorularını yöneltti.

Keyifli okumalar!

 

”Leyla Keser biz hukuk öğrencilerinin biraz yabancı kaldığı bir dal olan Bilişim Hukuku’nda sözü geçen isimlerden biri. Öyle ki, e-Dönüşüm Türkiye Projesi çerçevesinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Merkezi Tüzel Kimlik Projesi’nden Adalet Bakanlığı ile Bilişim Ağı Hizmetlerinin Düzenlenmesi ve Bilişim Suçları Hakkındaki Kanun Tasarısı’na kadar birçok projede çalıştı.

2004 yılında Bilgi Üniversitesinde Bilişim Teknolojisi Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni kurdu. Burada Türkiye’de ilk defa Bilişim Teknolojisi Hukuku yelpazesi altında Adli Bilişim, e-Devlet, e-Sağlık Yönetimi, e-Ticaret, Bilişim Suçları ve benzeri pek çok konu da dersler verdi. Türk Ticaret Kanunu Tasarısının ikincil düzenlemelerini hazırlamak üzere Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan çeşitli komisyonlarda Başkanlık görevini yürüttü. e-Dönüşüm Türkiye Dönüşüm Liderleri Kurulu Üyesi ve Meclis Alt Komisyonunda bulunan Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Kanun Tasarısında Komisyon Üyesi.

Bizleri Bilişim Hukuku hakkında bilgilendirmek ve bu yolda ilerlemek isteyenlere tavsiyeler vermek üzere röportaj isteğimi kabul etti. Geçmişi bu kadar etkileyici birinin bu kadar genç olmasını kesinlikle beklemiyordum. Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ki buluşmamızın sonucunda, sizler için yararlı olacağına inandığım bu röportaj çıktı ortaya…

 

– Hukukçu için alan seçimi ne zaman başlar?

Birinci sınıftan itibaren başlar çünkü derslerin hepsi yavaş yavaş kendi gündemine gelmeye başlıyor birinci sınıfta. 4 içerisinde evet farklı farklı dalları görecek ama hukuk fakültesine gelmiş ve orada okuyorsa bir öğrenci bence üç aşağı beş yukarı klasik derslerin içeriğinden en azından haberdardır.

– Alanımızı seçerken neleri göz önünde bulundurmalıyız?

Yeni, değişik, yaratıcı alanlar. Mutlaka farklı alanlara odaklanılması gerekiyor diğer alanlar zaten biliniyorlar.

– Bilişim Hukuku Türkiye için halen daha yeni bir hukuk dalı konumunda peki mevzuatımız ne durumda? Yeterli mi ve değilse yeterli hale gelmesi için yapılması gereken nedir?

Aslında pek de yeni değil biraz göreceli bir durum, son iki gündür resmi gazeteden de takip edilebileceği gibi bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Yeni ticaret kanunun digital şirket adını verdiğimiz bilişim ile ilgili hükümlerinin bütün ikincil düzenlemeleri sürekli yayınlanıyor. Dolayısıyla 98 gibi geçmiş yıllarla karşılaştırdığımızda, elimizde doğru düzgün hiçbir mevzuatın olmadığı yıllardı ama şimdi 2012 ye baktığımda elektronik imza kanunu olsun ya da ticaret kanunun içerisinde koca kanunun gerekçesini bilişim oluşturuyordu. Elektronik fatura olsun kayıtlı elektronik posta olsun bu gün ayrı ayrı düzenlemeleri olan ayrı hukuk dalları hepsi.

– Bilişim Hukuku ile ilgilenenlerin bu alanda çalışmak için neler yapmaları kendilerini hangi konularda geliştirmeleri gerekmektedir?

Öncelikle Bilişim Hukukçusu olabilmek için bilinenin tersine- herkes “bilişim bilmeme gerek yok ki Bilişim Hukukçusu olmam için” diye düşünüyor- ya da sorulduğunda pek çok hukukçu televizyonun nasıl çalıştığını bilmem gerekmiyor televizyon hakkında bir düzenleme yapmak için diyor. Ben aynı fikirde değilim o yüzden bilişim hukukçularının öncelikle bilişimi biliyor olmaları gerekiyor. İnceledikleri konunun, çalıştıkları alanın teknik tarafını biliyor olmaları gerekiyor. Bu önemli bir ayrım, bunu bilmeden sadece hukuken bir şeyler söylemeye çalışmak insanı çok farklı yerlere götürüyor bence onlar sadece normal hukukçular, bilişim hukukçuları değiller. Bilişim hukukçuları mutlaka işin teknik tarafını, arka tarafını da bilen insanlardır. O yüzden önce kendilerini teknik tarafla ilgili herkesin yavaştan yatırım yapmaya başlaması gerekiyor.

– Baroların ve bazı özel üniversitelerin açtıkları Bilişim Hukuku Sertifika Programları bu alanda çalışabilmek için yeterli mi? Yoksa yüksek lisans bu alan için bir gereklilik mi?

Sertifika programları belirli bir alan da ya da birkaç farklı alanda biraz daha görgüyü bilgiyi, sahip olunan uzmanlığı destekleyip arttırmaya yönelik programlar. Ama ben bu alanda uzmanlaşmak istiyorum diyen bir insan için yüksek lisans bütün dünyada kabul edilen temel adım olduğu için birinci kıstas. Sonrasında devamını getirmek için tabi doktorasını yapabilmek de önemli ama sertifika programları bilişim hukuku dışındaki sertifika programları örneğin bilişimle ilgili endüstrilerin ya da bölümlerin sertifika programları da hukukçular için çok faydalı, arka tarafı o teknik tarafı öğrenebilmeleri için.

– Siz neden Bilişim Hukuku alanında çalışmayı seçtiniz?

Yeni ve farklı olduğu için çünkü ben aynı olan şeylerden sıkılıyorum ve kenarı köşesi belli olan konular, klasik konular beni mutlu etmiyor. Ben her sabah uyandığımda yeni bir konu ile yeni bir problem ile uğraşmayı seviyorum. Bilişim hukukunda da işte bu var. Hatta aynı gün içerisinde yeni yeni problemlerle karşılaşabiliyorsunuz.

– Bilişim sektöründe ortaya çıkan hukuki sorunların kaynağında yatan nedir? Sektördeki insan gücünün alanın hukuki yönü hakkında yeterince bilgi sahibi olmaması bu sorunlara ne kadar etkili?

Bu sektöre özgü bir problem değil. Bilişim çok teknoloji odaklı bir konu olduğu için çok değişen sürekli devinim halinde olan bir konu. Hayatımıza internet girdiğinde bunun içerisinde sosyal medya dediğimiz tarafa döndüğümüzde bunu içerisinde suçtan, hakarete ya da internet bankacılığı ile tanıştığımızda bunun faydaları ve oradaki suçlar gibi… İnsanın bulaştığı her şeyde çok güzel şeylerde ortaya çıkabiliyor problemli taraflar da ortaya çıkabiliyor, bilişimde bundan nasibini alıyor. İnsan olduğu sürece ortada iyi ya da kötü sonuçlar her zaman olacak.

– Bilişim Hukuku davalarında kanıt dinamik ve değişken. Kanıtın bir bilişim hukuku davasındaki yeri ile diğer hukuk dallarındaki yeri farklı mıdır?

Burada evet değişken ama bu değişkenliği bir şekilde bir yerde sabitleme olanağımız oluyor. Diyelim ki bir web sitesi hakaret ettiyse size o web sitesinin o an o içeriğe sahip olup olmadığını bize internet servis sağlayıcı dediğimiz süjeler sağlıyorlar. Dolayısı ile sonradan site içeriği değiştirilip, hakaret çıkarılıp daha güzel bir içerik yerine konsa dahi eğer siz hakaret edildiği iddiası ile mahkemedeyseniz gidip sorduğunuzda burada “böyle bir şey var mıydı” bu sorunun cevabını yine size yine bir üçüncü taraf, internet servis sağlayıcı veriyor. Dolayısıyla suçu işleyen, sorunu ortaya çıkaran ya da elektronik delil dediğimiz delilleri bir şekilde oraya bırakan insanlardan bağımsız internette hizmet veren başka süjeler o delillerin sabit olmasını ya da kimse itiraz edemeden mahkeme önüne gelmesini sağlıyorlar. Belli teknolojiler sağlıyorlar, örneğin siz bir yazıyı elektronik imzalı olarak web sayfanıza koyduysanız zaten sonra bunu kimse tartışamıyor mutlak olarak da şuan hukuk muhakemeleri kanuna göre de bir delil.

– Bu alanda çalışmak isteyen bir hukuk öğrencisinin ya da hukukçunun yazılım, e-ticaret gibi konularda çalışmış olmasının kendisine bu konuda ne derecede katkısı olur?

Gayet güzel bir katkısı olur. Eğer hukukçu kimliğinin ötesinde bir e-ticaret sitesi kurmuş, yemeksepeti, markafoni gibi bir siteyi oluşturmuşsa, yine tekrarlıyorum bu işin arka tarafını bu işin nasıl yapılacağını, kurallarını biliyor olmak bu işin hukuki sorunlarını, ya da ondan kaynaklanan hukuki problemlere cevap vermeyi de o derece başarılı kılıyor. Dolayısıyla elbette ki çok önemli bir değer. Sosyal – Medya herkesin düşüncelerini özgürce açıklayabildiği bir platform haline geldi. Tabi bu durumun pozitif yönleri gibi negatif yönleri de var. Mesela bir kişi ya da kurum hakkında karalayıcı veya asılsız bilgi paylaşılmasının önüne nasıl geçilebilir? Özellikle youtube videoları söz konusu olduğunda neler yapılabilir?

Sosyal Medya için konuşuyorum, bu tür platformlarda ister bir kuruma ister bir kişiye yönelik herhangi bir saldırıda buna ilişkin olarak aslında ikili bir yapı var. Bütün dünyadaki web 2.0 youtube, facebook gibi iki hakka çok mutlak şekilde saygı duyuyor; biri fikri mülkiyet hakları diğeri de kişilik hakları. Dolayısı ile bu iki iddia ile hiç mahkemeye gitmeden doğrudan bu şirketlere müracaat edip “bu içerikleri çıkar” dediğiniz vakit o içeriği kendisi çıkartıyor buarada yargıya gidip uğraşmasına gerek yok insanların her birnin çünkü “code of conduct” ında yada “privacy policy” sinde bu açıkça yazıyor. Bunun dışında eğer bir kuruma yönelik bir saldırı varsa ülkelerin haksız rekabete ilişkin ya da bir şirketi karalamaya, kötülemeye ilişkin kendi ulusal düzenlemelerinde ne tür suçlar ve yaptırımlar ön görülmüşse bunlar devreye giriyor. Bu da bizi siteyi yasaklatmak siteyi engelletmek gibi bir noktaya götürebiliyor. Örneğin şirket o sayfada öyle bir karalama politikası olmasını istemiyor dolayısı ile o bölümün ya da o haberlerin çıkartılmasını istediğinde hepimizin sonrasında çok tartıştığımız “bunun hakkı ve özgürlüğü ile onun hakkı ve özgürlüğü nasıl ve nerede bağdaştırılır?” sorusunu getiriyor.

-Bilgi Toplumu Stratejisi nedir ve ne derecede uygulanabilmektedir?

%100 süper bir başarı ile uygulandığını söyleyemeyeceğim. 2006 da Türkiye için devlet planlama teşkilatının hazırlattığı Türkiye’nin e-devlet ve bilgi toplumu olma yolunda, hangi yolu ve hangi adımları izleyeceğinin tespit edildiği politika belgesiydi. Sonraki aşamalarda 11 tane eylem tanımlandı bütün kamu kurumlarının bu amaçları sağlayabilmesi, bilgi toplumuna ve e-devlete Türkiye’yi taşıyabilmesi için yapmaları gereken hizmetler ya da sunmaları gereken işler tanımlanmıştı. Bunu ne kadarı 2010 yılında bitti, dönüp baktığımda belki 40 ya da 50 tane eylem bitti. Başarı mı? Göreceli olarak belki başarı ama sonuçta diğer ellisi neden bitmedi bunların sebepleri nedir diye baktığımda çok da alkışlanacak bi durumda olduğumuzu söyleyemeyeceğim çünkü bitmemesi için bir sebep yoktu. Şu an yenisi hazırlanıyor AB entegrasyonu dolayısıyla tarihler hep avrupa’ya göre belirleniyor. 2006-2010 da bu şekildeydi. Şimdi 2010-2020 digital ajanda doğrultusunda bizde de bir 10 yıllık plan hazırlanıyor. İhalesi yapıldı, sonuç bekleniyor. Dolayısıyla ilk etaptaki başarı oranımız buydu ikinci etapta ne kadar başarılı olacağız göreceğiz.

-Yeşil Bilgi Teknolojisi nedir? Toplumumuza katkısı ne olacaktır?

Şunu anlamak lazım bütün hayatımızda bir şekilde yer alan, yararlandığımız, kullandığımız bütün teknolojiler bir şekilde aslında bizi biraz çevreye farkında olmadan zarar vermek ya da çevreye faydalı olmak gibi bir yere taşıyor. Bilişim teknolojileri de öyle. Örneğin elektronik imza, bir elektronik imza işi yapabilmeniz içi iki tane datacenter kurmanız gerekiyor. İki datacenter çevreye salınan bir sürü gaz, oradaki serverları soğutacak bir sürü klima gibi enerji tüketimi ve çevreye salınan enerji şeklinde… Faydalı bir şey yapıyorsunuz, her şey elektronik imzaya dönüp, her şey elektronik ortamda olduğunda aslında hiç kâğıt kullanmıyorsunuz, arşivler, depolar, ormanlar diye düşündüğünüzde çok faydalı bir şey çevreci bilişim teknolojisi örneği ama öbür taraftan bu yapıların çevreye verdikleri zararlar var bunları da minimize etmek gerekiyor. Ben bir elektronik imza işi yapıp bir sürü katma değerli şey sağlıyorum fayda fakat bir yandan da kullandığım teknolojiler bir şekilde istemesem de çevreye zarar veriyor bunu nasıl azaltabilirim? Çevreci bilişim teknolojisi işte burada devreye giriyor ve data Centerlara ilişkin olarak karbon tüketimini, enerji salınımını vs.. daha minimize edecek yeni aygıtlar daha çevre dostu bilişim ürünleri üretmek ya da datacenter konseptini değiştirmek gibi bir takım çözümler sunmaya başlıyor. Dolayısıyla hukukçu olarak baktığımızda çevreci bilişim teknolojisi hukuku diye bir kavram var. Eğer bir Bilişim Hukukçusu yasal bir düzenleme yapıyorsa mutlaka o yasal düzenlemede hayata geçirmeye çalıştığı konunun gerçekten çevreye ilişkin olarak pozitif bir takım sonuçları da olması gerektiğini düşünmesi gerekiyor. Örneğin elektronik fatura ya da elektronik imza ya da çok yeni olan kayıtlı elektronik posta adını verdiğimiz düzenlemelerin hepsi gerçekten kurumlar arası ve kişiler arası kağıt tüketimini ortadan kaldırdığı için, her şeyi elektronik ortama taşıdığı için ya da yeni ticaret kanunun digital şirketi… Şirketin bütün iş ve işlemlerini elektronik ortama taşımak istiyor dolayısıyla çevreci bilişim teknolojisi hukukuna ilişkin düzenlemeler hepsi.

-Bilişim Hukuku’nda bilgi sahibi olamadığımız pek çok alt dal var, bilgi güvenliği hukuku, elektronik haberleşme hukuku gibi. Bize bu alt dallar hakkın da bilgi verebilir misiniz?

Bilişim Hukuku halen daha pek çok hukuk fakültesi öğrencisi için tek başlık gibi görünüyor. “Ben Bilişim Hukukçusu olacağım” Biz bunu çoktan geçtik. Onun altında ne olmak istiyorsun diye soruyoruz, adli bilişim uzmanı olmak ya da adli bilişimden anlayan bir hukukçu olmak bizim için ayrı bir uzmanlık alanı. Veri koruması hukukçusu olmak istiyorum demek apayrı bir şey ya da onun dışında ben bilgi güvenliği hukukçusu olacağım demek ayrı bir şey ya da sağlık bilişimi hukuku yapmak istiyorum demek de ayrı bir uzmanlık alanı. Bilişim Hukuku artık alt uzmanlık alanlarını oluşturmuş bir dal. Dolayısıyla lisansta ya da yüksek lisansta öğrenicilere sunulacak olan derslerinde arık bu ayrımı bir şekilde belirginleştirecek ve ben Bilişim Hukukçusu olmak istiyorum diyen insanlara aslında bunun içerisinde başka hangi alt dallar var bunu da gösteriyor olması gerekecek.

-YÖK’ün hukuk fakültelerine verdiği müfredatta Bilişim Hukuku dersinin zorunlu olmaması için ne diyorsunuz?

Kesinlikle olması gerekiyor çünkü adımını atıp dışarı çıktığı vakit bir hukukçu adalet bakanlığının UYAP adını verdiği sistemiyle, e-devlet projesiyle artık davasını açıyor, takip ediyor, icra takibini yapıyor. Ulusal yargı ağı bilişim sistemi ile karşı karşıya kalıyor. YÖK’ün de gündeminde bu konu, dünya üzerinde yaşayan herkesin hayatının vaz geçilmez bir parçası bilişim. Bu yüzden halen daha seçimlik dersler listesinde görünüyor olması bir ironi.

-Peki, ne yapmalıyız bunun için?

Her hâlükârda bir şeyleri zorlamadıkça sonuç elde etmek zor dolayısıyla talep etmek ve istemek gerekiyor. Biz de bunu yapıyoruz. Sonuçta bir şekilde kabul edileceğini düşünüyoruz . ”

ILGAZ YARAŞ

Bu yazının her hakkı saklıdır.İzin alarak,kaynak göstermek suretiyle alıntı yapılabilir.