‘Drone’ların Dünyada ve Ülkemizdeki Hukuki Düzenlemeleri

Bu yazı Kulüp Kurucu Üyelerinden Arif Candemir tarafından bilisimhukukukulubu.com sitesinde yayınlanmak üzere hazırlanmıştır. Yazı içerisinde kaynak gösterilen linklerin tamamı 24.03.2016 tarihi itibariyle erişilebilir durumdadır.

Drone’lar diğer bir ifadeyle insansız hava araçları(İHA), uzaktan kumanda edilebildiği gibi otomatik pilot özelliğine de sahip fotoğraf ve video kaydedebilen aygıtlarıdır. Teknolojik gelişmelere paralel olarak askeri, ticari ve sivil alanlarda farklı görevler icra ederek insan hayatını kolaylaştıran bu aygıtların marifetleri saymakla bitmez. Fakat bu yazıda, hobi amaçlı drone kullanımının artmasının beraberinde getirdiği hukuki sorunlara ve çeşitli çözüm arayışlarına değinilecektir.

Dünyadaki eleştirilerin büyük çoğunluğunun kaynağı mahremiyet endişesi. Peki, mahremiyet bir tarafa, özel mülkiyete veya kişilerin can ve mal güvenliğine tehdit gibi durumlarda drone kullanıcıları nasıl sorumlu tutulacak? Böyle durumlarda drone’a zarar verilmesi halinde hangi hakka üstünlük tanınacak?

Geçtiğimiz (2015) Temmuz ayında ABD’de görülen örnek bir dava tam da bu soruları cevaplar nitelikte. Evinin bahçesi üzerinde uçan drone’u av tüfeğiyle vurarak düşüren bir adam hakkında ateşli silah kullanmak suçlamasıyla dava açılmış ve tutuklanmıştı. Sanık savunmasında evinin bahçesinde güneşlenen kızının gözetlendiğini iddia etmişti. Savunmasında ayrıca ”hırsızlık yapmak ya da zarar vermek için de gelmiş olabilirdi” minvalinde iddialarda ileri sürdü.  Zararının tazminini isteyen drone sahibi de itiraz ederek uçuş yüksekliğine ait verileri mahkemeyle paylaşmışsa da iki tanığın drone’u ağaç yüksekliğinin altında gördüklerini belirtmeleri sanık hakkındaki suçlamaların düşmesine neden olmuştu. Mahkeme bu olayda, mahremiyetin korunması amacıyla silahla düşürme fiilinin hukuka uygun olduğuna karar verdi*. Bu açıdan mahremiyet hakkına üstünlük tanıyan ilk karar olma özelliği var. Ayrıca sanığın mahkemedeki savunmasında,  drone’un kendilerine zarar verme kastında da olabileceği iddiaları ciddiye alınmalıdır zira aşağıdaki video izlendiğinde bu aygıtların bir silaha dönüşebileceği dikkatlerden kaçmamalıdır.

Bu davanın Türkiye’de görüldüğü varsayımında, somut olaya genel hükümler kıyasen uygulanarak da çözüme ulaşılabilir. Üstteki videoda görüldüğü gibi can veya malınıza karşı haksız saldırı, tehlike gibi durumlarda ya da özel hayatınızın gizliliği ihlal edildiğinde, ceza kanununda meşru savunma ve zorunluluk hali hükümlerinin uygulanmasının önünde bir engel yoktur. Ayrıca borçlar kanunundan doğan haksız fiil sorumluluğu tazminatı da gündeme getirebilir ve drone malik/zilyedleri yaptırıma tabi tutulabilirler. Özetle yürürlükteki vesair mevzuatımız, günlük hayatta karşılaşılan sorunların çözümünde şimdilik yeterli olacaktır. Ek olarak ülkemizde geçtiğimiz ay yürürlüğe giren artık drone’lara özel bir düzenleme de var. Yazının devamındaysa bu düzenleme ayrıntılarıyla ele alınacaktır. Hiç şüphe yok ki sürücüsüz araçlar, robotlar, yapay zeka gibi gelişen yeni teknolojiler de kendi hukuklarını yaratacaklardır.

Dünyadan örnekler

Drone’ların kötüye kullanımının oluşturduğu endişe ortamında, aynı teknoloji kullanılarak anti-drone silahları geliştirilmeye başlandı. Havaalanları, hapishaneler ve askeri bölgeler gibi uçuşa yasak yerlerde görülen drone’ları vurarak düşürmek yerine, 400 metre menzilde radyo frekansına müdahale edilerek zarar görmeden yere inmeleri sağlanabiliyor. ABD’li Battelle şirketinin geliştirtiği anti-drone silahı Drone Defender’ın, drone’lara zarar vermeden nasıl etkisiz hale getirdiği aşağıdaki videodan görülebilir.

Drone’ların üretilmesi ve geliştirilmesinde öncü ülke olan ABD’de büyüyen pazar ve denetim ihtiyacı sonucu Aralık 2015’te, Amerikan Federal Havacılık İdaresi (FAA), 250 gram ile 25 kilogram arasında ağırlığa sahip tüm drone’ların kayıt ettirilmesini yasal olarak zorunlu hale getirdi. Kayıt yaptırmayan kullanıcıların 27.500 dolar para veya hapis cezası ile karşılaşabilecekleri resmi basın bildirisi* ile duyuruldu. Drone’ların bir suça karışması halindeyse, ceza 250 bin dolara kadar çıkabilir. Kayıt altına alınacak drone sertifikaları da 3 yılda bir yenilenmek zorunda olacak. Kayıt için öngörülen sürenin dolmasının ardından 325 bin kayıt ile, ülkede kayıtlı drone sayısının uçak sayısını geçtiği bilgisi paylaşıldı*.

Benzer sorunların yaşandığı İngiltere’de de, ABD’dekine benzer bir yasal kayıt sistemi oluşturuldu. Premier Lig maçlarını drone ile kaydeden ve yayınlayan bir kişi, hakkında açılan davada suçlu bulunmuş ve drone’ların yayın hakları üzerinde tehdit olabileceği de ilk kez tartışılmaya başlandı*.

AB tarafındaysa, 6 Mart 2015 tarihli Riga Deklerasyonu* ile drone’ların hızla büyüyen piyasası karşısında, bu aygıtların kullanımında güvenlik ve mahremiyet ilkeleri arasında denge kurulması gerektiği belirtildi. Yakın zamanda AB genelinde uygulanacak bir yasanın çıkması bekleniyor.

Ülkemizdeki gelişmeler

Geçtiğimiz yıl (Mart 2015) Atatürk Havalimanı üzerinde  drone ile kaydettiği 12 dakikalık görüntüyü Youtube’da paylaşan bir kişi hakkında, Devlet Hava Meydanları İşletmesi ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün şikayeti üzerine TCK md. 179 ve 180’de yer alan  trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu iddiasıyla  dava açılmıştı*.

Atatürk Havalimanı’nda benzer ihlallerin artması üzerine drone’ların uçuş güvenliğini olumsuz yönde etkilemeleri,  havaalanını çevreleyen duvarlara ‘’Drone Uçurmak Yasaktır- No Drone Zone’’  yazılı uyarı tabelalarının asılmasına neden oldu.

(fotoğraf kaynağı: http://www.airkule.com/images/image/droone%2006.JPG)

drone hukuku

Aynı soruna farklı bir çözüm arayan Hollanda polisi kartalları eğiterek tehlikeli ve izinsiz yerlerde uçan drone’ları durdurmayı amaçlıyor. Deneme eğitiminin ardından, kartallar Amsterdam Schiphol Havalimanı’nda kullanılmaya başlandı. Benzer şekilde ülkemizde de bu uygulamanın faaliyete geçebileceğini belirten Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürü Serdar Hüseyin Yıldırım,”Drone’a karşı en etkili yöntem kartal. Bunu kullanabiliriz” ifadesinde bulundu*.

Ülkemizdeki kötüye kullanıma bir başka örnek, geçtiğimiz aylarda (Kasım 2015) gündeme gelmişti. İstanbul’da bir kız öğrenci yurdunda, öğrencilerden birine ait oda önünde çekim yapan drone, karşı bloktan farkedilmiş ve şikayet üzerine şüpheli yakalanmıştı*. Aynı türde vakıanın Erzurum’da meydana gelmesinin ardından ülkemizde ilk drone yasağı da Erzurum’dan geldi. Erzurum Valiliği’nin  05.02.2016 tarih ve 17098547-13903-2016/168 sayılı kararında* drone’ların amacı dışında kullanıldığına vurgu yapılarak ”kamu güvenliğinin tam ve eksiksiz sağlanması” na yönelik olarak uçuşa yasak bölgeler ilan edildi. Kararda yasağa uymayanlar hakkında adli ve idari işlem yapılacağı uyarısında  bulunuldu.

Drone’lara yasal düzenleme

Türkiye’de şimdilik tam anlaşılamamış olan drone’ların gündeme gelen kötüye kullanımları sonucu toplum nezdinde iyi bir şöhrete sahip olduğunu söylemek zor. Hobi amaçlı sivil kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber kötüye kullanımınları engellemek, riskleri kontrol altına almak, bu aygıtlara meşruiyet sağlamak ve oluşan hukuki boşluğu doldurmak adına yasal düzenleme yapılması zorunlu ihtiyaç haline geldi. Bu yasal düzenleme ihtiyacına karşılık Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na bağlı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) 22.02.2016 tarihinde oldukça kapsamlı olan ve bir süredir üzerinde çalıştığı bir talimat yayınladı*. Sivil Havacılık Kanununa dayanılarak hazırlanan Talimat, Türk Hava Sahasında uçacak drone’ların üretimi, ithali, satışı, işletilmesi, kullanılması hususlarında kayıt, tescil, sigorta gibi düzenlemeler ve uçuşlarda belli yasak alanlar ve sınırlamalar getiriyor.

Talimat kapsamı dışında tutulan yani kayıt veya tescil edilmesi gerekmeyen 3 grup aşağıda sayılmıştır:

  1. Devlete ait olanlar,
  2. Yalnız kapalı alanlarda kullanılanlar,
  3. Azami kalkış ağırlığı 500 gramın altında olanlar,

Kayıt edilmesi zorunlu olanlar ise; azami kalkış ağırlığı 500 gramla 25 kilogram arasındakiler. Ticari amaçlarla kullanılanlar ağırlıkları ne olursa olsun kayıt zorunluluğu kapsamındalar. Bunların SHGM web sayfası üzerindeki internet tabanlı, İnsanız Hava Aracı Kayıt Sistemi’ne şu bağlantıdan* kayıt olmaları gerekecek. Kayıt sonucunda lisanslanan amatör kullanıcılara sistem tarafından verilen numara drone’un plakası kabul edilecek ve gerektiğinde yetkililer bu kimlikle kullanıcılara ulaşabilecek. Tescil zorunluluğu olanlar ise; 25 kilogramın üzerindekiler. Kayıt ve tescil süresi ise 1 Mayıs 2016 tarihinde son bulacak. Bu tarihe kadar drone’larını kayıt veya tescil ettirmeyenlere 17.000 TL para cezası uygulanacak.

Talimatla uçuşa yasak bölgeler oluşturuldu. Uçuşa yasak bölgeler arasında havaalanlarının 9 km yakını da sayılıyor. Dikkat çeken uçuşa yasak alanlardan başka biri ise ”irtifaya bağlı olmaksızın çok kalabalık bölgeler ve kalabalık bölgeler üzeri” buna bir örnek verilirse; güneşli bir hafta sonu Beşiktaş sahili üzerinde uçuş yapmak yasak olacak. Bu yasak alanlarda uçuş yapan drone kullanıcıları hakkında hapis ve 17.000 TL para cezası uygulanacak.

Drone kullanıcıları uçuşlarda şu sınırları da gözetmek zorundalar. Uçurabilecekleri en yüksek irtifa (25 kg kadar olanlara için) 120 metre ve kendilerinden uzaklıkları yani görüş açıları ise en fazla  500 metre olmalı. Can ve mal güvenliğinin sağlanması için de insanlara ve binalara en fazla 50 metre mesafede uçurabilecekler. Ayrıca Talimatta uçuşa yasak bölgeler dışındaki bazı alanlarda da kontrolsüz kullanımı önlemek için uçuş izni alınmasını öngören ayrıntılı düzenlemeler yer alıyor.